±†WamqireS†±'s profile–•(-•† му ναмριяє нєαят...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
–•(-•† му ναмριяє нєαят †•-)•-ßiR CığLıKTı YaLNıZLığıM HéPiNiZ Mi SağıRDıNıZ!!!
|
||||||||||||||||||||||||||||||
|
18 November Yine kayboldum....![]() Evet sevgili spaces arkadaşlarım yine bir süre aranızda bulunamayacağım malesef....Okul denen lanet yine başladı=)Arada bakarım tabiiki..Ben yokken alanıma yorum ve profilime mesaj bırakan herkese şimdiden sonsuz teşekkürler..Gelince karşılıkları verilecektir..=)Herkesi seviyorum...Görüşürüz.... 29 April Şimdilik Döndüm!!!Bedenin özgür kalsa neye yarar,Acıtır ruhunu içinde kalanlar......Dönemezsin artık geriye,Tek yön seçtiğin tüm yollar!!!!
Sonunda döndüm.Ama heran kaybolabilirim:=)Psikolojime bağlı..Hoşbulduk...(Hoşgeldin diyenlere bu cevap:=)
Acı bir seslenişti benimki sadece kimse duymuyordu sağırdınız hepiniz sessiz düşüncelerim vardı hayattan beklentilerim vardı görmediniz sessiz bir haykırıştı sadece hayata inat yaşama ümitleri ile dolu bir haykırıştı sadece heyy sen ne duruyorsun sende çal hayallerimi vur yok et yine ez beni deli de salak de şizofrenik ruhum intihara meyilli yine et yığının içinde haykırıyor yeter dercesine benmi sadece acı bir seslişti benikisi karanlığın içinden hani olur biri duyar dedim sağırdınız hepiniz bedenim isyanlarda ruhum ise karanlıkta tutsak yine bak saat yine 3 odamdayım yine 4 duvar arasında ve her zamanaki gibi yazıyorum saçmalıyorum kendimi bırakıyorum yine karanlığa dalıyorum yine soğuk bir kış sabahına gözlerimi açıcam içime bir acı saplanıyor kalkıyoum bulundupum yerden toparlanıyorum bir anda her şeyi bırakıp pencereye çıkıyorum yakıyorum yine lanet sigaramı gökyüzüne bakıyorum sessizliği dinliyorum içimde bir kırgınlık…
Dedim ya benimki acı bir seslenişti sadece..sağırdınız hepiniz… 11 April ..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık‡±::..
Hêr §ïÿâh Gïÿêñ SA†ANİS† Ø£mâz!!!
Bügün öyle dolaşıyordum nette tabi aklım yine bloggumda:=(Bir umut belki açılmıştır edasıyla dolaşırken google'a bloggumun adını bir yazdım maşallah çok siteyle karşılaştım.Forumların imzalarında,kişisel web sayfalarında ..::±‡İçİmİzDeKi KaRaNLık!‡±::.. yazısıyla karşılaştım.Aslında hoşuma gitmedi değil..Hadi forumdaki imzaları anladımda bu web blog sayfalarında çok sitemin adını kullanana rastladım.Az evvelde spacese rastladım koptum.Logoma kadar alıınmış ve kaynak ortada yok..İlle yani resmin üzerine adımımı yazmam lazım:=)Ama şunu unutmamak lazım ki "HER ZAMAN SURETLER,ASILLARINI YÜCELTİR" yani...Blog sayfamdaki bütün yazılar bana ait değildir.Mümkün mertebe kaynakları belirttim.Hatta çok yazıp aradan 3 ay geçen ve kaynak yerini hatırlamamda tekrar yazmamda cabası:=)Allahtan bazen hafızam işime yarıyor yani..Benim blogdan alıyon bari yaz bir zahmet nerden aldığını.Neyse bloggum servisi açılana kadar beklicem malesef:=(Açılana kadar http//wampirsifen.blogcu.com/'da paylaşımlarıma devam edeceğim.
Dayanacak Halim Kalmadı:=(
Masum Değiliz Hiçbirimiz!!!!
26 June Hiç bitmez benim denemelerim:=)
Şimdi tabi aşağıdaki sayacın açılımını yapmak lazım:=) Gesamt Bütün , Gestern Dün , Heute Bu Gün , Online cevrim içi demek:=) 07 June Heycan yok Gene Deneme yaptım:=)
09 April Korkularım...Toprağa Verilmiş Bi Ölü Gibi Yaşıyorum. Burası benim yalnızlığıda,karanlığıda aynı solukta yaşadığım… Benliğimin diğer uç bucağındaki kaybetmişliğin tek adresi!
Sonsuzluk Önümdeydi Hep Ama Gidemedim Senden Uzağa!!!!
Herkes Düşman ,Herkes Riyakar;Bir Tek SEN Kaldın Yanımda!!!!
hayat bir kez daha ağıtlar yakıyor günahlarıma...aynaların aykırı titreşimlerinde görüyorum ruhunu.Tutunmaya çalıştıkça nefeslerime ellerin itiyor beni yine kendi içime ve sözlerinle baş başa kalıyorum..
Şırıngayla ruhumu
Uyuşturduğum wakit;
Siyahlara bürünmüş gözlere
Ölüm şiirleri yazdım
Ben ne kadar mahkumsam karanlığa
Benim dünyama girdiğin wakit
Acıların yol gösterdiği
Ruhun zindan edildiği
Bir kabustasın...
Şafak pek uğramaz buralara...unutma!
27 December Orjinal resim ben yaptım:=)wampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampir nefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefisw ampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirn efiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswa mpirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirne fiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswam pirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnef iswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswamp irnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefi swampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampi rnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefis wampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampir nefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefisw ampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirn efiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswa mpirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirne fiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswam pirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnef iswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswamp irnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefi swampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampi rnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefis wampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampir nefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefisw ampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirn efiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswa mpirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirne fiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswam pirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnef iswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswamp irnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefi swampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampi rnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefis wampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampir nefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefisw ampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirn efiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswa mpirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirne fiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswam pirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnef iswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswamp irnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefi swampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampi rnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefis wampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampir nefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefisw ampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirn efiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswa mpirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirne fiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswam pirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnef iswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswamp irnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefiswampirnefi 10 November ¨¤»Twilight(Alacakaranlık)Serisi -Stephenie Meyer«¤¨
20 July öylesine...
Anlamı yoktur bazı şeylerin. Yaşarken hata yaparız ve bazı hatalardan artık geri dönemeyiz. Ne kadar istesek de zamanı geri alamayız. Ne kadar istesek de bir telefon edemeyiz. Ne kadar istesek de kıyamet kopmak bilmez. Ne kadar istesek de ateş sönmüştür bir kere. Ne kadar istesek de unutmak artık mümkün değildir. Bir zamanlar önemsenmiş şeylere uygulanamayan eylem. ne kadar değerlerini kaybetseler de hiçbir zaman unutulamazlar. unuttum sanırsınız fakat onlar derinlere bir yerlere saklanmışlardır, abuk subuk zamanlarda ortaya çıkarlar her şeyi mahvetmek amacıyla. buna izin verip vermemek sizin elinizdedir tabii; ama unutmamışsınızdır işte. kendinizi kandırmışsınızdır.
19 July Ben bu hikayaye bayıldım umarım sizde beğenirsiniz:=)
Bir eliyle boğazımı sıkarken diğer eliyle bir tokat savuruyor yüzüme.Anlam veremiyorum bu tokata;bu tokat sevginin mi,nefretin mi yoksa tutku ve şehvetin bir parçası mı anlam veremiyorum.Anahtar kelime bir dakika...bir dakika...Öncesi ve sonrasıyla...Tüm büyülenmişliğimi bozan ve dünyamı,hayatımı mahfeden o bir dakika...Şeytanın bir dakikası...
Ölüm hiçbirşey ifade etmiyordu benim için.
Bu hikayelerin benzerleri ve devamı aşağıdaki logoma tıkla ve devam et:=)Aşağıdaki blog siteside bana aittir beklerim:=) Ama artık kapatıldı:=(Tıklayın ama açılmıcak nede olsa:=(Tıklada gör:=(Off offff....
Bloggum Kapatıldı:=( Herkese merhabalar.Bir kaç gün önce 2 yıldır kullanmış olduğum bloggum servisinin mahkeme kararıyla kapatılmış olduğunu gördüm.Şu anda burdayım.Aslında çok üzüntülüyüm alıştığım yerden başka bir yere gitmek nasıl bir duygu çözemedim:=(Artık bloggum servisiyle bir bağım kalmadı.İsteksiz olarak..Çok sıcak ve hatta adeta kendime ait olduğunu düşünecek kadar benimsemiştim herkesi ve özellikle blog sayfamı.Mahkeme kararına varmasının sebebi basit tam tahmin ettiğim gibi telif hakları ihlali..Bu konuda çok canım sıkıldı ve çok yandı.Herkes önüne gelen yazıyı ve video resimleri sadece hit olsun diye yayımlarsa işte sonuç HÜSRAN.Üstelik bunun yanı sıra vermiş olduğun bütün emekler hepsi çöpe atılır:=(Tıpkı benim blog gibi:=(
Kapanınca doğal olarak açılana kadar yeni blog sayfası açmış bulunmaktayım.Yeni ama ne yapalım eskiyi aratacak şimdilik...Tıkla Yeniye ulaş...
Bana Ait Beklerim...Gothic,Metal,Rock,korku severler için hazırlanmış bir forum sitesi..
VAMPİRLERLE İLGİLİ BİLGİLER BURDA:=)
İSte size tarihe adı geçmiS bir vampir Düsseldorf vampiri (peter kurten) 26 Mayıs 1883'de Almanya’nın Mülheim kentinde 13 çocuklu bir ailede doğan ve daha 5 yaşında iken iki arkadaşını katleden Peter Kurten’in,10 yaşındayken bir arkadaşını Rhine nehrinde boğduğu da söylenir. Peter Kurten,“Düsseldorf Vampiri“ olarak da bilinir. Peter Kurten küçüklüğünde babasının hareketlerini taklit ederdi ve babası kızına tecavüz ederken yakalandığı zaman, o da aynı şeyi tekrarlamaya çalışmıştı. Babasının hareketlerini kafasına işleyerek büyüyen katil, babası hapishanedeyken onun yerine kiracı olarak gelen bir köpek yakalama görevlisinden köpeklere mastürbasyon yapmayı ve onlara işkence çektirmeyi öğrenmişti. Kanın tadına ilk kez 9 yaşında bakmıştı. O yaşta kuğuların kafalarını kesip, kanını içerdi. Bu öğrendikleri onun küçüklüğündeki vahşet tecrübeleri olmuştu. Cinayet kariyerine başlamadan önce bir fabrikada sendikacı olarak çalışan, sık kiliseye giden Peter Kurten evliydi ve çok hoşgörülü bir karısı vardı. Yaptıklarını itiraf edene kadar her şeyi karısından uzun süre gizli tutmuştu. İlk kurbanı (5 yaşında öldürdüğü iki arkadaşı dışında) 1913 yılında öldürdüğü 8 yaşındaki Christine Klein adında bir kızdı. Kız birçok yerinden bıçaklanmıştı ve tecavüze de uğramıştı. Bunun dışında kız bölüm bölüm yakılmıştı. Bu cinayetle birlikte Peter Kurten'in seri cinayetleri baslamıs oldu. Aşağıda Peter Kurten'in öldürdüğü ve kimliği belirlenmiş kişileri görebiliriz: - Christine Klein (8); Tecavüze uğrayıp, daha sonra boğazı kesildi. - Rudolf Scheer (45); Birahaneden evine dönerken kafasından ve boynundan ardarda bıçaklanarak öldürüldü. (13 Şubat 1929) - Rosa Ohliger (8); Katil tarafından bir çitin arkasına çekilerek 13 kere bıçaklandı. Daha sonra olay yerine dönen katil, cesedi yaktı. (9 Mart 1929) - Luise Lenzen (13) - Gertrud Hamacher (5); Luise Lenzen boğularak ve birçok yerinden bıçaklanarak, Gertrud Hamacher ise boğazı kesilerek bir çayırda öldürüldü. (24 Ağustos 1929) - Maria Hahn (20); Ren nehri kıyılarında 20 kez bıçaklanarak öldürüldü ve cesedi aynı yılın kışında bulundu.(1929 sonları) - Ida Reuter (31); Düsseldorf'un dışında kafasına inen baltayla hayata gözlerini yuman ve öldürülmeden önce tecavüze uğrayan hizmetçi kız. (Eylül 1929) - Gertrud Alberman (5); Katil tarafından boğularak ve 36 kere makas saplanarak öldürüldü. (7 Kasım 1929) - Maria Budlies / Budlick; Peter Kurten'in son vakası. Peter Kurten tarafından kaçmasına izin verildi. Peter Kurten,1. Dünya Savaşının tamamını hapiste geçirdi.1921’de tahliye edildi ve 1925’te bir hayat kadınıyla evlenerek Düsseldorf’un merkezinde bir apartmana taşındı. 1929’da dedektifler, bir seri katilin sokaklarda gezdiğini anlamışlardı. İşlenen 46 suçun aynı kişi tarafından işlendiğine kanaat getirmişlerdi. Ebeveynler çocuklarını sokağa çıkarmamaya başlamış, bir süre sonra halkın büyük bir bölümü korkusundan evlerinden ayrılmamaya başlamıştı. 1930’da Maria Budlies adında bir kadına tecavüz etmiş ve kaçmasına izin vermişti. Maria, bundan asla polise bahsetmedi, ama Köln’deki bir arkadaşına yolladığı mektupta olayları anlattı. Mektup asla Maria’nın arkadaşına ulaşmadı, ama bir gün postanede mektup açılınca polisler Maria’ya ulaştı. Maria, Peter Kurten’in evini polislere bildirdi. Peter Kurten bu olaydan sonra yakalandı, artık sona yaklaşmıştı. Kimse onun neden bu son kurbanı olan kadını bıraktığını bilmiyordu. Cinayetlerinde genellikle bir makas veya bıçak yardımıyla kurbanlarının boğazlarını kesiyor, kafataslarını parçalıyor ve kanlarını emiyordu. Aslında tüm kurbanlarını kadınlardan seçmiyordu ve bu da onun bu işi her zaman kendi cinsel doyumluluğu için yapmadığını gösteriyordu. Masum görünüşü altında vahşilik yatan Peter Kurten'in ismi, kriminoloji tarihindeki yerini “bir psikiyatrist tarafından sorgulanan ilk seri katil“ olarak almıştır. 2 Temmuz 1931'de,ölüme mahkûm edilen Peter Kurten, Klingelputz hapishanesinde giyotinle idam edildi. Son arzusu kendi kafası kesilirkenki kan sesini duymaktı… “Pişman değilim. Yaptığım bütün işler beni utandırsa da, size anlatmalıyım. Geriye dönüp baktığımda bütün detaylar hiç de kötü, can sıkıcı değildi. Aksine bundan hoşlanıyordum.“ (Peter Kurten’in kendisini sorgulayan psikiyatriste söylediği sözler.) Cinayetlerini bide onun ağzından dinleyelim. 1. Bayan Klein.(ilk cinayeti)PK:' o gece çok heyecanlı ve sabırsızdım. Eğer karşıma bir hayvan çıksaydı ona bile saldırırdım. Ama karşıma şans eseri Bayan Klein çıktı. Kadının üstüne atladım, makasımı onun alnına tekrar tekrar sapladım. Kadın yere düştü. Böylelikle bende ondan istediğim şeyi sıcakkanını aldım. Onu kana kana içtim. Makasım körelmişti sonraki kurbanlar için onu tekrar bileyip keskinleştirdim.' 2. PK:'o akşam 8–10 yaşlarında küçük bir kızla karşılaştım. Ona nereye gittiğini sordum. Eve gidiyorum dedi küçük kız. Gel ben seni götürürüm dedim ona. Elini avuçlarımın arasına aldım. Bir anda içimde bir şeyler hareketlendi, başım döndü. Kendimi kaybedip, kızın boğazına sarıldım. Sonra sağ elimle bıçağımı paltomdan çıkarıp kızın gözüne, boğazına boynuna artık neresine gelirse sapladım. Kızı öldürdükten sonra sinemaya gittim.23.00 sularında elimde bir şişe gazyağıyla, onu yakmak için geri döndüm. Ama etrafta çok fazla insan vardı. Ben de gazyağını bir çalılığın arkasına saklayıp evime gittim. Ertesi sabah 6.00 da kalktım. İlk işim kızın yanına gidip, cesedini gazyağı ile yakmak oldu.' 3. Rudolf Scheer. PK:' O gece saat 22.00 de parka gitmiştim.3 saat boyunca bir insanın geçmesini bekledim. Sonra yoldan sendeleyerek gelen bir adam gördüm. Beni gördü ve bana anlaşılmaz laflar etti. Sinirlendim ve adama sert bir yumruk attım. Adam yüzüstü yere yığıldı. Cebimden bıçağımı çıkarıp adamın sırtına sapladım. Adam birden kalkıp bacaklarıma sarıldı. Bunu hiç beklemiyordum ama yine de bıçağımı ona saplamaya devam ettim. Hatta bıçağımı o kadar derine sapladım ki, onu zorlukla geri çıkartabildim. Adam bacaklarımı bıraktı ve yere düştü. Onu hendeğe kadar sürükledim. Sonra bir tekmeyle onu çukurdan aşağıya yuvarladım. Tam eve geliyordum ki onu sürüklerken, botlarında bıraktığım parmak izleri aklıma geldi. Tüm izleri ortadan kaldırmam 8 dakikamı aldı. 4. Anna Goldhousen-Bayan Mantel-Gustav Karnblum. PK:'Saat 22.00 de Lierehfeld'deki fuara gittim. Yolda yürüyen iki kadın gördüm. Onları takip ettim. Birbirlerinden ayrıldıktan sonra kadınların birine Anna Goldhousen'e bıçağımla saldırdım. Kadın bağırmaya başlayınca yakalanırım korkusuyla oradan kaçtım. O gece Bayan Mantel ve Gustav Karnblum adlı iki kişiye daha saldırdım. 5. Gertrud Hamacher-Luise Lenzen. PK:'Saat 22.00’ye kadar kendime bir kurban bulmak için bekledim. Tam ümidimi kaybediyordum ki patikadan gelen iki küçük kız gördüm. Onları takip etmeye başladım. Sonra yanlarına yaklaşıp, büyük kıza yakında ki bir dükkândan bana bir sigara alıp alamayacağını sordum. Kıza parayı verdim, böylece o sigara almaya gidince ben de küçük kız ile yalnız kaldım. Küçük kızı kucağıma aldım ve onu mısır tarlasına götürdüm. Sonra ağzını elimle kapatıp onu yere yatırdım ve boğazını kestim. Bıçağı orada bırakıp, ötekinin yanına gittim. Kız bana sigara paketini verirken birden onun boğazına sarıldım ve onu nefessiz bırakana dek sıktım. Onu da diğerinin yanına sürüklerken kız aniden canlandı ve elimden kaçıp bağırmaya başladı. Bunun üzerine bende bıçağı alıp kıza fırlattım. Onu sırtından vurmuştum. Kız yere düştü. Bıçağı bedeninden çıkarıp bir kaç kez daha sapladım. Sonra ikisini de orada bırakıp gittim.' 6. Ida Reuter. PK: O pazar saat 18.00 de kurban aramak için dışarı çıktım. Yanıma çekicimi de almıştım. Tren istasyonunda genç bir kadınla karşılaştım. Onu bir şeyler içmeye davet ettim. Beraber birkaç bira içtikten sonra koruda gezinmeye başladık. O ilerisinin karanlık olduğunu ve daha ileri gitmek istemediğini. Söyledi. O sırada birinin gelip gelmediğini anlamak için etrafa bakınıyordum. Etrafta bizden başka kimsenin olmadığını anlayınca çekicimi çıkardım ve kızın alnın tam ortasına indirdim. Kız yere yığıldı. Yaklaşmakta olan ayak seslerini duyunca kızı ellerinden tuttum ve bir çalının arkasına gizledim. İnsanlar geçene kadar bekledim. Bu sırada kız kendine geldi. Onu bırakmam için bana yalvarmaya başladı. Onu korunun içine çektim ve çekicimi bir kaç defa daha kafasına indirdim. 7. Elisabeth Dorrier. Pk:' 23.00 sularında cebimde çekicimle etrafta dolaşıyordum. Tiyatronun önünde duran narin bir kız gördüm. Adı Dorrierdi. Ona benimle yürüyüp yürümeyeceğini sordum. İlk başta buna istekli değildi ama onu ikna etmeyi başardım. Aynı İda'da olduğu gibi onunla ilk başta bira içtik, sonra nehir kenarında yürümeye başladık. Birden onun bir adım gerisinde durdum ve çekicimi cebimden çıkardım. Tüm gücümle çekici kafasına indirdim. Aynı İda gibi yere yığıldı. Onu da çalıların arkasına çektim ve başını çekicimle ezdim.' 8. Gertrud Albermann. Pk:'Öğleden sonra 17.00 sularında bıçağımı da yanıma alıp gezmeye çıktım. Kendi halinde oynayan 5–6 yaşlarında bir kız gördüm. Yanına gelip benimle gezmek isteyip istemediğini sordum. Kız gerçekten çok tatlıydı. Büyük bir neşe içinde kendini benim kollarıma attı. Minicik kollarını boynuma dolayıp başını güvenle omzuma koydu. Boş yollardan geçip fabrikaya geldim. O ne olup bittiğini anlamadan ellerim onun küçük boynuna dolanmıştı. Boğazını sıktım, sıktım, sıktım. Ta ki nefessiz kalana dek. Sonra bıçağımı çıkarıp, vücudunu delik deşik ettim. Kızın cansız vücudunu çöplerin arasına attım. Ellerimi de oradaki çimenlere sürüp temizledim.' 9. Maria Huhn. Pk:'8 ağustos da hayvanat bahçesinde tek başıma dolaşıyordum. Birini öldürmek gibi bir niyetim yoktu. Bir banka oturdum. Yanımda oturan kız bana döndü ve benimle konuşmak istedi. Uzun bir konuşma sonucu gelecek pazar beraber dışarı çıkma kararı aldık. 15 ağustos da Stindemuhle restoranında bir şişe şarap içtik. Orada yaklaşık üç saat oturduktan sonra çorba ve bira içmek için başka bir yere gittik. Karnımızı doyurduktan sonra çayırda yürüyüşe çıktık. İşte o an onu öldürmeye karar verdim. Onu bir hendeğin yanındaki koca çalılığın arkasına götürdüm. Yere oturduk. Saat dokuzu yirmi geçiyordu. Birden onu boğazından yakaladım ve kafasını yanımdaki kütüğe vurdum ama kız kısa bir süre sonra kendine geldi. Bunun üzerine elimdeki makası boynuna sapladım. Epey kan kaybetti Kısa bir süre lanet olası tekrar kendine geldi. Kısık bir sesle bana yalvarmaya başladı. Sesine dayanamıyordum. Sinirlendim. O sesi tamamen susturmak için makası kalbine sapladım. Kanın fışkırma sesini dinledim. Bu ses, öteki sesten daha huzur vericiydi. 10.Christine Klein. Pk:'O sıralar hırsızlıkla uğraşıyordum. Bir cumartesi akşamı kendime Wolfstrassede soyabileceğim uygun bir yer arıyordum. Klein ailesinin yaşadığı Cologne Hanı gözüme çarptı. Gece 10–11 sularında yukarı kata tırmandım. Kilitli birkaç kapıyı açtım ama içerde çalabileceğim değerli bir şey bulamadım. Derken içinde küçük bir kızın uyuduğu bir odaya geldim. Çocuğun başı cama dönüktü. Sol elimle kızın ağzını kapattım ve sağ elimle kızın boğazını sıkmaya başladım. Kız uyandı ve debelenmeye başladı ama sonunda bilincini kaybetti. Cebimde taşıdığım küçük ama keskin bir bıçak vardı. Kızın başını kucağıma aldım ve bıçağımla birden boğazını kestim. Belli bir müddet kanın akışını seyrettim. Sonra kızı yatağa yatırım üstünü örttüm. Odadaki izleri sildim ve kapıyı kızın üstüne kilitledim. 11. Charlotte Ulrich. PK:'Kızla bir bardak bira içtik. Sonra Grafenberg koruluğuna gittik. Kız karanlıktan korkuyordu. Onu sakinleştirmek için birbirlerini seven çiftlerin hep buraya geldiğini ve el ele dolaştıklarını söyledim. Onu AŞKLAR GEÇİDİ denen gizli bir yere götürdüm. Manzara karşısında büyülenen kız daha ne olduğunu anlayamadan, çekicimi çoktan kafasına indirmiştim. Kız bir çığlık attı ve yere düştü. Yeteri kadar kan göremiyordum. Bu yüzden kızın başına var gücümle bir kaç kez daha vurdum. Kızın başının kanlar içinde kaldığını görünce onu orada tek başına, o vaziyette bırakıp gittim. Vlad Tepesi Efsanesi Elizabeth Bathory
KAN EMİCİ KONTES
Vampir miti,"Blood Countess" olayı gibi birkaç olağandışı bilgiden yola çıkılarak ,tarihsel bir olgu gibi gösterilebilir.
16. yy Macar Kontesi Elizabeth Bathory'nin yaptıkları ,korku hikayelerine rakip olacak cinstendi. Bazıları O'nun şeytandan daha kötü olduğunu söyleseler de ,işlediği suçlar "kötü" kavramının çok ötesindeydi.Bram Stroker, vampirler hakkındaki romanının araştırmasını yaptığı sıralarda Sabine Baring -Gould'un "The Book Of Werewolves " adlı kitabına rastladı.Bu çalışmada "Blood Countess" denilen merhametsiz bir kadının yaptıkları anlatılıyordu.Görünüşe bakılırsa bu hikaye Stroker'ın Kont Drakula'yı yaratmasında esin kaynağı olmuştur. Gerçekte Elizabeth'in kuzeni Stephan Bathory bir gün Transilvanya'da bir prens olacaktı.
Elizabeth iyi eğitim görmüş,akıllı bir kadın olmasına rağmen çok acımasız ve zalim bir kişiliğe sahipti. Anlaşılan kocasının ölümünden sonra ortaya çıkan ölüm korkusuyla ,uşaklarına ve kölelerine karşı sadist davranışlar içersine girmişti. Sonsuzluk ya da uzun hayat olmazsa bile en azından kan banyosu yaparak genç görünümlü bir ten elde etme çabasındaydı. Kocası bir asker olarak, savaşta esir düşmüş Türk askerlerine duygusuzca işkence ederdi ve Elizabeth aslında, nasıl zulmedileceği hakkında bilgileri kocasından almıştı.
Söylendiğine göre Bathory, çok sayıda kadın öldürmüş ve yaptığı insanlık dışı eylemlerinde kendinden mevki olarak aşağıdaki kimseler tarafından yardım görmüştür. Bathory, kurbanlarını dövmeyi alışkanlık haline getirdiği gibi aynı zamanda onları sakat bırakırdı. Yine söylentilere bakılırsa Castle Csejthe adlı evinin yakınlarında kurbanlarından bazılarını kışın karlı ve soğuk havasında üzerlerine buzlu su dökerek dondururdu. Bunun dışında olası yamyamlık davranışları da sergilemekteydi. İddiaya göre Bathory bir defasında, yaşayan hizmetçi bir kızın vücudundan bir çok ısırık almıştır. Blood Countess 'ın genç kalma umutları için bakire genç kızların kanıyla banyo yaptığı gibi efsanevi hikayelerde vardır. Başka bir kaynağa göre de 650 kızı öldürüp kanlarını içtiği söylenir.Yine de kesin olan tek bir şey vardır ki, o da Elizabeth Bathory gerçekten varolmuş ve şeytanca işler yapmıştır.
Ölü sayısı arttığında Bathory'nin uşakları cesetleri şatonun dışına attılar. Kan içindeki ölü vücutları bulan köylüler doğal olarak onların vampirler tarafından öldürüldüğünü düşündüler dedikodular böylelikle yayılmaya başladı. Bathory 1610 yılında, genç yaştaki kızları öldürme teşebbüslerinden sonra tutuklandı. Büyücülükle ilgisi olduğu iddiası tutuklama nedeni olarak gösteriliyordu. Söylentilere göre, kurbanların cesetleri kanlar içinde şatosunda bulunmuştu.1611 yılında yapılan 2 duruşmada Bathory'nin işlediği suçlar hakkında tek ve gerçek ifadesi alındı.Kendisi bizzat mahkemede ortaya çıkmadığı halde ,uşakları orda bulunuyordu. Mahkemenin ardından Kontes'in sadık uşakları yetkililer tarafından öldürüldü ve Elizabeth, Karpatya dağlarında bulunan şatosundaki yatak odasına ,ölümünden yıllar sonrasına değin hapsedildi. O'nun hakkında anlatılan efsaneler hala devam etmektedir. Bugün bile bazı insanlar Bathory'nin hayaletinin ,anavatanı olan Karpatya'da geceleri etrafta dolaşarak kan aradığını söylerler.
Elizabeth Bathory'nin hikayesi bize, vampir efsanelerinin, akli dengesi bozuk bir katilin gerçek hayatta yaptıklarının yanlış yorumlanmasıyla ne kadar fazla desteklenebileceğini ve cahil insanların inançlarını nasıl beslediklerini göstermektedir.
Evet birazcikta cont draculanin satosunu CAN DUNDAR'da dinliyelim:=)
Transilvanya'dan geliyorum!
Kont Drakula'nın şatosunda...
18 July Sonsuz Karanlık...(Çok uzun olduğunu biliyorum ama lütfen okuyun okuduğunuza değecek garanti veririm:=)
|
||||||||||||||||||||||||||||||
|
EğeR ßiR YoRuM AtmADaN ÇıKıYoRsAn İşTe CeVaP:=)
Spacem hakkında küçük bir ankete nedersiniz??
Spaceme uğradığınız için teşekkür ederim:=)
|
||||||||||||||||||||||||||||||
|
|